Kayıtlar

Öğretmen-Veli İletişimi

        Dünyada eğitim artık öğretmen merkezli değil öğrenci merkezli bir yaklaşım ile yürütülüyor.Bu yüzden gelenekçi yaklaşımın ‘Eti senin, kemiği benim’ anlayışı eğitim sisteminin değişmesi ile yerini ‘Öğrencinin eti de kemiği de kendisinin’ anlayışına bıraktı.Hal böyle olunca rollerde de istemsiz bir değişim içerisine girildi.Öğrenci merkeze alınırken öğretmen bilgiye ulaşmakta yol gösterici bir rehber konumuna geldi. Peki ama neden bu düzenin sonunda veli ile öğretmen arasında sorunlar çıkmaya başladı?         Öğretmen ve veli farklı konumlarda olsalar da ortak bir hedefleri öğrencidir.Yani aslında öğretmen ve veli aynı takımın oyuncularıdır,hedefleri aynıdır.Rakip takımın oyuncuları değillerdir ve ortak amaçları için sürekli iş birliği halinde olmaları gerekir.Okulda verilen eğitimin tutarlı bir şekilde evde de desteklenmesi ile öğrenme tam olarak gerçekleşecek ve kalıcı hale dönüşecektir.Bu  yüzden veli ve öğretmen ilişkileri iyi olm...

Yeni Atama Sistemimiz

Resim
'Sözlü Sınav' nam-ı diğer 'Mülakat' sistemi.. 2016 yılından itibaren hayatımıza giren, girdiği andan itibaren çokça tepki toplayan sistem. Peki tem olarak nedir bu mülakat sistemi?Hemen açıklayalım.Öğretmen atamalarında KPSS puanının tek başına yeterli görülmeyerek kontenjanın üç katı kadar adayın çağırılarak neye göre seçildiği belli olmayan bir komisyon karşısında, şanslarına ne çıkacağını bilmeden kaderlerini belirleyecek soruya en doğru cevabı vermelerini hedefleyen sistemin kendisidir.En doğru cevap diyorum çünkü alıştığımız KPSS sistemi gibi soruların tek bir doğru cevapları olmadığı için iş biraz yorumlama ve biraz da şansa kalıyor. Peki ama neden bu yeni sistem böylesine tepkiler toplamış olabilir?Yeni sistem ile kontenjanın üç katı kadar adayın atanma şansı ortaya çıkıyor.Yazılı sınavdan 90 almış bir aday atanamayıp 70 almış bir aday atanabiliyor. Hal böyle olunca da nerede kaldı güvenilirlik nerede kaldı liyakat diyor öğretmen adaylarımız.Eski atama ta...

Paylaşımlarımız Ne Kadar Etik?

      Ülkemizde en hızlı gelişen trend şüphesiz ki sosyal medya kullanımı ve buna hayret verici bir hızla alışıyor olmamız.Eskiden iletişim araçları denildiğinde aklımıza telefon, televizyon, gazete vb. gelirdi ama şu an internet ve uygulamaları şaşırtıcı bir şekilde bu iletişim araçlarının önüne geçmiş durumda.İnsanlar artık radyoyu gazeteyi yavaş buluyor internet özellikle sosyal medya uygulamaları varken onlara ihtiyaç bile duymuyor, başvurmuyor.Hal böyle olunca sosyal ağlar yaşam kültürümüzde oldukça büyük bir yer edinmiş duruma geliyor.       Etrafımızda sosyal medya kullanmayan kaldı mı diye düşünüyor, aklıma gelen bir kaç isimden ileri gidemiyorum.Bundan 10-15 yıl önce etkisini bu denli hissetmediğimiz bu mecra bugün "Olmasa ne yapardık?" dedirtiyor bizlere.Bu denli hayatımıza yerleşmesinin elbette ki nedenleri var.Bir kere her istediğimize tek tıkla ulaşabiliyoruz.Kütüphanelere gitmeden araştırmalar yapıyor, sayfalarına dokunmadan kitaplar okuyoru...

Merhamet

Resim
      Soğuk bir kış gününde her halinden aç ve yardıma muhtaç olduğu anlaşılan bir hayvan (kedi) görsek ona yardım etme hissi doğar içimizde.Belki acıma duygusu belki de duygusallık olabilir sebep ama hepsinin çıktığı kapı merhamettir.İçimizdeki merhamet duygusu sayesinde etrafımızdaki acı olaylara karşı kayıtsız kalamaz, elimizden geldiğince durumu düzeltmek için çabalarız.       İnsanların veya hayvanların düştüğü kötü veya üzüntülü bir duruma karşı duyulan acıyı merhamet olarak tanımlayabiliriz.Bir nevi kötü bir durum içinde olan canlıyla empati kurabilmemizdir merhamet.       Kedi örneği ile başladım yazıma çünkü merhamet denilince aklımıza hep insanlar gelmektedir.Oysaki bizim merhametimize sadece insanların değil hayvanlarım hatta bitkilerinde ihtiyacı vardır.Merhamet bize bahşedilen, sahip olduğumuz en önemli duygulardan biridir.       Bizi biz yapan duygudur çünkü merhamet insanın başkalarının dertleriyle dertlene...

GÖREV BİLİNCİ

     Son yıllardaki teknolojik gelişmeler ve küreselleşme gibi nedenlerden dolayı dünyamızdaki değişim insanları da etkisi altına almakta.En büyük kanıtı ise şüphesiz sosyal medyada yaşayarak yetişen bir nesil..Bu yetişme sonucunda ise özü sözü bir orta kuşak ile sanal hayat yaşayan yeni neslin çatışması ne yazık ki kaçınılmaz. Sadece bizim değil diğer toplumlarında ortak problemi olan bu durumun önüne geçilmezse durumun daha kötüye gideceği ortada.Tam da bu noktada ihtiyacımız olan toplumları ayakta tutabilecek bir enerji aslında ve bu da bilinçte yatmakta.Bireylerin üzerlerine düşen görevlerin bilincinde olması ve sorumluluk duyarak bu görevleri ifa etmesi toplumda bozulan dengeyi tekrar sağlayacaktır. 'Uyudum ve gördüm rüyamda hayatın güzel olduğunu, Uyandım ve anladım hayatın görev olduğunu.' diyerek   Ellen Sturgis Hooper açıklamış aslında her şeyi.Yaşadığımız hayat bize yüklenen görevlerden oluşan bir bütün değil mi?Doğumdan ölüme dek tüm yaşamımız boy...

Değerlendirilmeli Mi Değerlendirilmemeli Mi?

     Gündemimizi oldukça meşgul eden bir soru ile karşı karşıyayız uzun bir süredir.Öğretmene performans değerlendirme yapılmalı mı yapılmamalı mı? Hadi diyelim yapılacak bunu veliler, öğrenciler mi yapmalı?  Hepimizin kafasındaki yüzlerce soru işaretlerinden sadece bir kaçı bunlar..      Dile geldiği andan itibaren bir çok kurumun, kişinin tepkisini aldı bu uygulama fikri.Peki ama neden?Neden insanlar hele de biz öğretmenler onurumuzla yaptığımız işin denetlenmesine bu kadar karşı çıktık?      Kendimden yola çıkarak düşünüyorum bu sistemi.Ben bir köy öğretmeniyim ve gözlerindeki ışık hiç sönmesin diye öğrencilerime biraz daha faydalı olabilmek için bıkmadan, usanmadan çalışıyorum, çabalıyorum ve yalnız değilim benim gibi diğer meslektaşlarımda aynı gayret içerisindeler.Lakin kabul etmemiz gereken bir gerçek var ki o da yıllar geçtikçe bir çoğumuzun kabuğuna çekilir olması.Aldığımız lisans eğitimi ile kalmak bize yeterli gelmeyecek h...

Tarafsız ve Müşfik Ol !

    Tarafsızlık.. İnsanları, olayları olduğu gibi görebilmek..Herkese ve her duruma karşı nesnel olabilmek yani bir nevi kalbimizle, duygularımızla değil aklımızla, mantığımızla hareket edebilmemizdir aslında.İnsanoğlunun objektif olabilmesinin ilk koşuludur ve bir konuya geniş bir bakış açısıyla bakmakla ilgilidir.      Dini, dili, kökeni, ailesi vb. hiç bir durumun önemli olmadığı sadece insan olduğu için değer verildiği bir toplum hayali içerisine girmeyenimiz yoktur sanırım.Günümüzde ne yazık ki ülkemizde dahil tüm dünyada herkesin bir tarafa itilmeye çalışıldığı dönemlerden geçmekteyiz.İnsanların farklı taraflarda olması bile birbirlerini kırıp dökmeleri için yeterli sebep olabilmekte artık.Oysa hiç bu seçimleri yapmaya mecbur kalmasak tek derdimiz ülkem için daha fazla nasıl fayda sağlarım olabilse keşke.Çevremizdeki insanları 'o şunlardan yanaymış, bu onları tutuyormuş' diye fişlemek yerine herkesin seçimlerine saygı duyup sırf insan oldukları için onla...