Paylaşımlarımız Ne Kadar Etik?

      Ülkemizde en hızlı gelişen trend şüphesiz ki sosyal medya kullanımı ve buna hayret verici bir hızla alışıyor olmamız.Eskiden iletişim araçları denildiğinde aklımıza telefon, televizyon, gazete vb. gelirdi ama şu an internet ve uygulamaları şaşırtıcı bir şekilde bu iletişim araçlarının önüne geçmiş durumda.İnsanlar artık radyoyu gazeteyi yavaş buluyor internet özellikle sosyal medya uygulamaları varken onlara ihtiyaç bile duymuyor, başvurmuyor.Hal böyle olunca sosyal ağlar yaşam kültürümüzde oldukça büyük bir yer edinmiş duruma geliyor.

      Etrafımızda sosyal medya kullanmayan kaldı mı diye düşünüyor, aklıma gelen bir kaç isimden ileri gidemiyorum.Bundan 10-15 yıl önce etkisini bu denli hissetmediğimiz bu mecra bugün "Olmasa ne yapardık?" dedirtiyor bizlere.Bu denli hayatımıza yerleşmesinin elbette ki nedenleri var.Bir kere her istediğimize tek tıkla ulaşabiliyoruz.Kütüphanelere gitmeden araştırmalar yapıyor, sayfalarına dokunmadan kitaplar okuyoruz.Bunlar bize bir kolaylık gibi görünse de buz dağının görünmeyen kısmında bizi hazırcılığa ve tembelliğe alıştırıyor ne yazık ki.Hal böyle olunca internet de sosyal medya kullanımı da hayli yoğun ve yüksek oranda oluyor.

      Sosyal medya sayesinde insanlar tanıdıkları veya tanımadıkları bir çok kişiyle iletişime geçebiliyor, aynı zaman dilimi içerisinde binlerce kişi içerik paylaşabiliyor.Bu yüzden ne yazık ki artık insanlar sosyal medya aracılığı ile normal iletişim kanallarından daha çok paylaşımda bulunuyor.Bu yoğun kullanım sonucunda ise sosyal medya ortamında etik ihlalleri ortaya çıkıyor.Bu etik ihlallerinin neler olabileceğine değinecek olursak; özel yaşam gizliliği sorunu, paylaşılan içeriğin asıl kaynağının gösterilmemesi, telif ve patent haklarının ihlali, kişisel bilgilerin güvenliğinin tehlikede olması gibi durumların olduğunu görüyoruz.Peki biz ne mi yapabiliriz? Bu ihlallerden hareketle paylaşımlarımızın etik boyutlarını kontrol edebilir, sosyal medya ve etiği birlikte yürütebiliriz.Peki bunu nasıl mı yapacağız? Şöyle düşünelim; nasıl ki günlük hayatımızda uyum gösterdiğimiz belirli etik kurallar varsa aynı hassaslığı sosyal medya kullanırken de gösterelim.Kendi etik kurallarımızı oluşturalım ve olabildiğince bu kurallarımıza bağlı kalalım.

      Sosyal medyalarda karşılaştığımız içerikleri düşünelim; sırf birileri gülecek diye rencide olan insanları, hiç tanımadığı ünlülere devlet adamlara hakaret boyutlarındaki söylemleri veya tam tersi onlara olan hayranlıklarını, gezdikleri yerleri paylaşanları, yediğini içtiğini paylaşmalı esirgemeyenleri ve daha neler neleri..Kendi açımızdan bakıp bunda ne var diyebiliriz pek tabi ama ya o haline gülünen kişi biz olsak o zaman da bunda ne var diyebilir miyiz?Bir başka noktadan bakacak olursak gezdiğiniz yerler veya yedik içtikleriniz hangimizin umurunda? Paylaştığımız bir içeriği her boyutuyla değerlendirmeli kimseyi incitmeyeceğine emin oluktan sonra paylaşmalıyız.Mesela bir öğretmen olarak söz konusunun çocuklar olduğu hassas konulardaki paylaşımlarımıza özellikle dikkat etmemiz gerektiği düşüncesindeyim.Paylaşımlarımız da kesinlikle bir öğrenciyi rencide edici, onu mimleyici içeriklerin olmamasına özen göstermeliyiz.Hem birey hem bir öğretmen olarak bu konuda normalden daha fazla hassas davranmalıyız.

      Eğer biz Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak çalışıyor ve bir öğretmen olarak o kuruma hizmet ediyorsak daima görünür olduğumuzu ve o kurumu temsil ettiğimizi unutmamalıyız.Sergilediğimiz her davranışta buna özen göstermeliyiz.Sosyal medyada sergilediğimiz herhangi bir davranış hem bizim hem temsil ettiğimiz kurumun davranışı olarak algılanacaktır.Paylaşımlarımızla öğrencileri rencide edici durumlara sokmamalı sosyal mecraları faydalı işler için kullanmalıyız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Atama Sistemimiz

ADALET...

Merhamet